|
Kategori: Belirtilmemiş
13 Şubat 2006, Pazartesi
Osman Bey, sabah saat 7.00'de Casio masa saatinin alarmıyla gözlerini açtı. Puffy yorganını kaldırdı. Hugo Boss pijamalarını çıkarıp Adidas terliklerini giydi. WC'ye uğradıktan sonra banyoya geçti. Clear şampuan ve Protex sabunuyla duşunu aldı. Colgate ile dişlerini fırçaladı. Rowenta ile saçlarını kuruttu.
Bill's gömleğini ve Pierre Cardin takımını giydi. Lipton çayını içti. Sony televizyonda medya özetlerini ve flash haberleri izledi. Citizen kol saatine baktı. Aile fertlerine 'çav' deyip Hyundai otomobiline bindi. Blaupunkt radyosunu açarak, rock müziği buldu. Ağzına bir Polo şeker attı .
Şehrin göbeğindeki Mega Center'daki ofisine varınca, Fujitsu-Siemens bilgisayarını çalıştırdı. Microsoft Excel'e girdi. Ofisboy'dan Nescafe'sini istedi. Saat 10.00'a doğru açlığını yatıştırmak için Grissini yedi. Öglen Wimpy's Fast Food kafeteryaya gitti.
Ayaküstü, Coca Cola ve hamburgeri mideye indirdi. Camel sigarasını yakıp Star gazetesini karıştırdı.
Akşamüzeri iş çıkışı Image Bar'a uğrayıp JB'sini yudumladı, sonra köşedeki Shopping Center'a uğradı. Eşinin sipariş ettiği Persil Supra deterjan, Ace çamaşır suyu, Palmolive şampuan, Gala tuvalet kağıdı, Sprite gazoz ve Johnson kolonyayı alarak kasaya yanaştı. Bonus kartıyla ödemeyi yaptı.
Hafta sonu eşi Münevver'le Galleria'ya giden Osman Bey, Showroom'ları dolaşıp Kinetix ayakkabı, Lee Cooper blue jean satın aldı.
Akşam evde bir gazetenin verdiği TV Guide'a göz atan Osman Bey, kanallar arasında zapping yaparak, First Class, Top Secret, Paparazzi gibi programlar izledi.
Aynı anda Outdoor dergisini karıştırdı. Saat 22.00'ye doğru Show TV'de Türk dili üzerine bir panel başladı. Uykusu gelen Osman Bey, televizyonu kapatıp yatak odasına geçerken, kendini mutlu hissetti.
"Ne mutlu Türk'üm diyene!" diye gerindi ve uyudu.
Hala da uyuyor. Ne zaman uyanacağı belli değil
- 21/2/2006 - {5} -

"Genelde kadınlarla vakit geçirmeyi seven iki sert erkek, Brokeback Dağı civarında bir çiftlikte tanışır ve birlikte vakit geçirmeye başlar. Zamanla aralarındaki ilişki, dikkat çekici bir derinlik ve duygusal bir boyut kazanır.
Biri çiftçi, diğeri ise rodeo kovboyu, farklı karakterlerine rağmen birbirlerine bağlanırlar. Yaşam boyu sürecek olan bu ilişki, kimi zaman kopmalar ve ayrılıklar yaşayacak fakat yeniden iki aşığı buluşturacaktır. Ortaya, kulaktan kulağa yayılacak, aşka dair güçlü tonlar barındıran efsanevi bir hikaye çıkacaktır.
Pulitzer ödüllü E. Annie Proulx imzalı, kült bir kısa hikayeden uyarlandı. Ang Lee, Jane Austen'den Hulk'a uzanan farklı uyarlama denemelerine şimdi de uzun yıllar unutulmayacak, eşcinsel bir aşk hikayesi ekledi. Lee'nin popüler kültür ile sanat arasındaki yolculuklarının en ilginç ürünlerinden birisi, aynı zamanda eşcinsel temalı sinemanın da dönüm noktalarından birisi olacak gibi gözüküyor."

Amerikada aylar önce vizyona girdi ama Türkiye'deki vizyon tarihi 24 Mart 2006.İzleyen arkadaşlarımın övgüleri beni iyice meraklandırdı.Gelse de biz de izlesek artık..
- 17/2/2006 - {3} -
Ne zamandır yazamıyorum.Hastalık,TOEFL'a gir sonucunu bekle,bu arada okula başvurmak için gerekli olan belgeleri topla,ailede olan bazı sorunlarla cebelleş,üstüne üstük bir de sevgilinle sorun yaşarsan onlarla cebelleş derken,ne olup bittiğini anlayamadan stres içerisinde geçiyor zaman.Okul işleri demişken online olarak başvurularımı yaptım şimdi toplanması gereken belgelerin son aşamasındayım kısmetse gidiyorum haziranda ya da eylülde.
Geliyim sevgililer gününe.Nedense hiç özel gelmiyor bana bu gün.Pek farklı hissedemiyorum,doğumgünüm de de ya da başka özel gün denilen günler için de geçerli.Bir de sevgilisi yok diye üzülenler var.Hani genel olarak sevgilin yok diye kendini yalnız hissedip üzülebilir insan,ama sırf bu günde yok diye de üzülünür mü ya?! Vay efendim millet sevgilisiyle dışarıda sarmaş dolaş gezecekmiş vs.Sanki sadece sevgililer gününde seviyor insan sevgilisini.Duyguğum kadarıyla bu sevgililer günü Amerika'da esnafın sıkıntılı olduğu bir dönemde ortaya atılmış,amaç piyasayı canlandırmak.Piyasa hala yıllardır bugünlerde canlanıyor.Haberlerde bir esnaf "Keşke hergün sevgililer günü olsa." dedi.Demek işe yarıyor.
E ben de adet gereği hediyemi falan aldım tabi,bir de yemeğe gidilecek.Adet yerini bulsun hesabı.Biz zaten en az ayda bir birbirimize hediye alıyorduk ne gereği vardı =) Umarım hepiniz mutlu geçirirsiniz!
- 14/2/2006 - {2} -
Başım ağrıyor
Ateşim var
Boğazım ağrıyor
Belim tutuldu
Stresliyim
Çürüdüm galiba...
- 16/1/2006 - {2} -

1964 Donald McCullin, İngiltere Kıbrıs'ta bir Türk kadın Rumlar tarafından öldürülen kocasının yasını tutuyor. Olaydan çok etkilenen İngiliz McCullin, olaya fotoğrafçı gözüyle baktığı ve bir sosyal görevli gibi yardım edemediği için suçluluk duyduğunu itiraf ediyor

2003 Jean-Marc Bouju, Fransa Iraklı adam, savaş esirlerinin tutulduğu bölgede çocuğunu rahatlatmaya çalışıyor

1992 James Nachtwey, ABD Somali'de bir anne, kıtlık sonucu ölen çocuğunun cansız bedenini kaldırıyor

1985 Frank Fournier, Fransa Kolombiya'da 12 yaşındaki Omayra Sanchez, Nevado del Ruiz Yanardağı'nın faaliyete geçmesiyle oluşan enkazın altında kaldı. Onu ayık tutmaya çalışan fotoğrafçının çabalarına rağmen 60 saat sonra bilincini kaybeden genç kız öldü...

1972 Ut Cong Huynh, Vietnam Güney Vietnam uçakları yanlışlıkla napalm bombasını bir köyün ortasına düşürdü. Fotoğrafçı (şimdilerde herkesin tanıdığı) küçük kızın yanan kıyafetlerini "Çok sıcak" diye bağırarak üzerinden atmasını unutamadığını açıkladı.

1980 Michael Wells, İngiltere Uganda'da açlıktan ölmek üzere olan bir çocuk ve bir misyoner.

1962 Héctor Rondón Lovera, Venezuella Sniper tarafından vurulan bir asker son anlarında papaza tutunuyor...
- 13/1/2006 - {16} -
|